Anasayfa
Haberler
İlçe Merkezi
Coğrafyası
Tarihi
Dil Özellikleri
    Türküler
    Fıkralar
    Efsaneler
    Gelenekler
Giyim
Trabzon
Sosyal Hayat
Yemekler
Şehitlerimiz
Mimari
Unutulmayanlar
Yararlı Bilgiler
Halk Oyunları
Yerel İnanışlar
Teşekkür
Linkler
Kontakt


türküler





SIS DAGI TÜRKÜLERi
DOGA TÜRKÜLERI
KADIRGA TÜRKÜLERI
YAYLA TÜRKÜLERI




Türkü; bazen ümitsiz bir aşkın dile gelişi, bazen de çocuğunu kaybetmiş bir ananın feryadı olmuş; sevdamız, acımız, kaderimiz, güzelliğimiz, ayrılığımız ve umudumuz türkülere yansımıştır.

Türküler halkla yaşamış, güzelleşmiş, sevgi ve saygı bağları olmuş, ölümsüzleş­miş, dilden dile, kuşaktan kuşağa söylenmiş durmuştur.

Halk şiirinde kendine özgü bir ezgi ile söylenen türkü, nazım şekli, öteki halk şiiri nazım şekillerinden, ezgisi ile farklılık göstermektedir.
Sözgelimi, mani ya da koşma türündeki bir nazım, türkü ezgisiyle söylenince türkü sayılmaktadır.

ilçemiz, verimsiz ve ekime uygun olmayan arazilerden oluşmuş bir coğrafyaya sahip olduğundan, geçim sıkıntısı, gençlerimizi baba ocağından ayırmış; gurbet ellere atmış, sevdikleriyle ayrı yaşamak zorunda bırakmıştır. Hasret, bir kor gibi gönüllerde yandıkça, yeni türküler oluşmuştur. Yeni türküler, yeni sevdaların oluşmasına vesile ol­muştur.
Türkülerimizde genelde; hüzün, ölüm, yiğitlik yerine; aşk, özlem, doğa, güzellikleri üzerine söylenmiştir. Türküler bir kültürün iskeletidir. Toplumlar, isteklerini, duygularını, şikâyetlerini, türküler aracılığıyla, geniş bir kitleye duyurma fırsatı bulurlar. Türkülerin zenginliği, kültürel zenginliğe işarettir. Şalpazarı yöresi de, bu bakımdan son derece zengindir.



Gelsin merhamet sana,
Umut verecek kadar.
Kız- Ağaçlar kalem olsa,
Yapraklar kağıt olsa,
Yazmaz benim derdimi,
Deniz mürekkep olsa.
Oğlan- Ayağında çoraplar,
Ne eskidir, ne yeni.
Bulamazsın sevdiğim,
Benim gibi seveni.
Kız- Göğsü ormanında,
Yanma gürgenim yanma,
Başka sevdan var imiş,
Beni bilmiyor sanma.
Oğlan- Tüfeğim dolu saçma,
Kaçma vururum kaçma.
Ben zaten yaralıyım,
Bir yara da sen açma.
Kız- Yaylanın çimenleri,
Kardan almıyu kardan.
Eller ne derse desin,
Geçemem nazlı yardan.
 
Oğlan- Tasa koydum yoğurdu,
Yesek bile ne olur.
Ayrılık sapağında,
Ayrılmasak ne olur.
Kız- Elinde çöp küreği,
Sütten beyaz bileği.
Yara mektup yolladım,
Ferah olsun yüreği.
Oğlan- Babam gelin alacak,
Köylü kızı olacak.
Beş vakit namazını,
Gece gündüz kılacak.
Kız- Karşı geceli yarim,
Sarı perçemli yarim.
Ne çok gönül büyüttün,
Benden geceli yarim.
Oğlan- Güle çıktım gülmedim,
Gülden düştüm ölmedim.
Kızlar ile yaşamak,
Safa imiş bilmedim.
Kız- Derenin kıyısında,
Yılanın kemikleri.
Gene aldattı beni,
Domuzun enikleri.
 
Dalın var üzümün yok.
Darılttılar yarimi,
Kandırmaya yüzüm yok.
Kız- Bir varuk yedi gardaş,
Ben ayrı anadanım,
Bize yardan hayır yok,
Sen kayır Yaradan'ım.
Oğlan- Kızılağaç fidesi,
Çimenlerde bitesi.
Almazsan alma beni,
Cehenneme gidesi.
Kız- Yaylanın çimeninde,
Kaldı ayak karası.
Vardır benim yarimde,
Hâlâ gönül yarası.
Oğlan- Masa üstünde pekmez,
Pekmezi kimse yemez.
Yeni bir sevda ettim,
Allah kulu bilmez.
Kız- Sevdiğim ölmeyesin,
Mezara girmeyesin.
Cennet mekanın olsun,
Cehennem görmeyesin.
 
     
     



SIS DAGI TÜRKÜLERi

sitemap