|
|
 |
 |
 |
 |
Ev Tipleri
|
|
|


|
|
|
|
Ev, insanların kültürel zevklerini yansıtan ve özellikle göçebe yaşam biçimini yansıtan Türk toplumu özelliklerinin hakim olduğu rahatça görülebilir. Evlerin yapım özellikleri hayvancılığa bağlı çiftçilikle geçinen aile barınağı şeklinde tasarlanarak yapılmıştır.
Şalpazarı'nın köyleri genelde fazlaca dik ve meyilli araziye sahip olması ve her ailenin kendi arazisi üzerinde uygun bir yere ev yaptığından oldukça dağınık bir şekilde yerleşmiştir.
Evlerin dış kısımları ya kesme taş denilen düzgün yontuluş taşlardan çimento veya kireçten bağlanarak yapılır ya da kara duvar denilen taşların köşelerde düzgünce yerleştirilerek ara kısımların ise murç ve çekiçlerle biraz düzeltilmiş taşların çamur malzeme ile taş ustaları tarafından yapılması ile oluşur. Evler alt kısımlarda hayvan barınağı olarak kullanılacak şekilde arazinin meyiline uygun evin ön kısmındaki iki odanın alt kısmına gelecek şekilde "ahır" denilen kısım yapılır. Bunun üzeri ahşap malzeme ile döşenerek evin ikinci (insan barınağı) kısmının yapımına gelinir. Yine dış kısımlar taş duvar iç kısım ise arazinin dik kısmına gelecek şekilde aşana denilen mutfak ve oturma yeri binanın ön kısmında ise iki şeklinde tasarlanmış yatak odaları tasarlanır. Bu bölmeler ahşap veya sert malzemelerden yapılan bölmeler arasına çamur, saman, taş kırıkları ve ahşap talaş karışımı malzemelerle bölmeler yapılır.
Bölmeler bu şekilde dışı taş içi ise dolgu malzemesinden yapılan evler son derece sağlıklı olurdu. Evin aşanası olarak bilinen kısmında taştan yapılan bir kemer bulunur. Bu kemerin içerisine üstten aşağıya doğru asılmış zincir vardı ve zincirlere asılı kazanlardan yemek pişirilir ve su ısıtılırdı. Bu zincirin düşey kısmının hemen altında taştan oylmuş ocak içerisinde otundan kara ateş denilen ateş yakılırdı. Bu ateşin üzerine üç bacaklı saçak denilen araç konulur ve üzerinde küçük kaplarla yemek yapılması saç konularak "bazlama" denilen mısır ekmeği yapılırdı.
Hatta bu saçlarda hamsi bile kızartılarak yenirdi. Ateşin yandığı kısımda oyulmuş taşın içerisi ateşle yeteri kadar ısıtıldıktan sonra temizlenerek mısır ekmeğinin hamuru konulur üzerine guguklu saç denilen bombeli sac ile örtülür üzerine sıcak kül, köz karışımı çekilir ve içi dışı çok güzel pişen ekmek yapılırdı.
Evin aşana kısmında mutfak dolabı yer alır.Yayık ayranı ve yağı elde etmek için yayık ipi tavandan asılirdi. Aşanadan alt kattaki ahır kısmına közmeklik veya kepenk denilen bir açılıp, kapanan yer yapılır. Buralardan fazla yağmurlu havalarda hayvanların ihtiyaçlarının giderilmesi sağlanırdı. Evlerin çatıları ahşap ve üzerleri doruk ağacından çekilmiş (yarılmış) hartamalarla kaplanırdı. Ailenin temel gıda maddelerinden olan patates kış ayları don olayından kurtarılması için ev aşanasının bir yerinde kapalı ahşap dolapta saklanırdı.
Anlatılmaya çalışılan tipik Ağasar evleri zamanla nütusun artması sonucu genellikle giriş kapısının alt kısmınla diğer iki odanın paralelinde dereli oda adı verilen odalar iki katlı olarak aynı evin çatısına eklenerek yapılmaya başlandı. Bu odanın alt kısmı depo üst kısmı ise içerisinde banyo-wc olacak şekilde tasarlanarak yapılmaya başlandı. Evlerin pencereleri 50 X 100 cm civarında küçük çift dizili şekilde yapılması tercih edilirdi.
Evlerin etrafına ahşap çatı örtüsünün korunması için taflan (kuruyemiş) fidanları, dut, elma, armut gibi meyve ağaçlarının dikilmesine özen gösterilirdi.
Bu evler zamanla yolların her mahalleye ulaşması, gurbetçilerin geldikleri yerlerden etkilenerek tasarladıkları ev tipleriyle modern yapım malzemeleri kullanılarak yapılmaya başlanmıştır. Şu anda köylerimizde 3-4 katlı beton evlere rastlamak mümkündür. Eski taş dolgu ve kesme taştan yapılan evler antika özelliğinden veya çocukluk hatıralarının yansıtılması bakımından çoğu kez onarılarak ayakta durdurulmaya çalışılmaktadır. Eski Ağasar evlerine ilaveten serander ve merek yapılarak bu oluşum tamamlanırdı. Evlerin giriş kapılarının 3-5 metre ilerisinde 160-180 cm yüksekliğinde pelit veya kestane) ayak üzerine farelerin geçmesini engellemek için yuvarlak altı kısmı düz beyaz taş yerleştirilir ve bu ayaklar üzerine demir çivi kullanmadan birbirine geçmeli genellikle kestane tahtasından yapılan serander (tekir) yapılırdı.
|
|
|
|
Tekirin giriş kısmı evin kapısından rahatça girilebilecek şekilde tasarlanırdı. Tekirin giriş kısmında evin gıda maddeleri saklanır, gövde kısmında ise alt kısmı mısır tanelerinin dökülebileceği şekilde cıdalarla kaplanır veya çit ile örülür. Mısır koçanları burada kurutularak dövülür ve alt kısmından toplanırdı. Bu bölümün kenar kısımlarında meyve saklama ambarları bulunur. Tohumluk fasulye ve mısırlar çatı kısımlarına asılırdı.Tekire özellikle fare girmemesine dikkat edilir.
Tekirler günümüzde de faydalı bir şekilde kulla nılmaya devam edilmekte olup rutubetsiz ortam sağlandığından tahıl, meyve, yiyecek vs. gibi ürünlerin depolandığı yer olarak kullanılır mahalli ahşap el sanatlarının kapılar ve kuşak denilen tekirin dış çubuklarında oyma sanatının sıkça görüldüğü şeranderlerin iç kısımları bölge insanının zevklerindeki karakter özelliklerini tam anlamıyla yansıttığı görülür.
Diğer bir yapıtta merek (yeygülük) denilen hayvanların yem yiyeceklerinin konulduğu ahşaptan yapılmış ve yeri kapalı birimlerdir. Bu birimler evlerin ahır kısmına ulaşımı rahatça sağlayabileceği ve yangından etkilenmeyecek bir yere yapılır.
Bazı nüfuzlu ve çevreye göre biraz zengin ailelerin evlerinin yakınlarında (armut, erik, elma, ayva gibi) meyvelerden yapılan hoşaf ve mısır kurusu gibi yiyeceklerin hazırlanması için taş fırınlar yapılmıştır. Çevredeki komşularında faydalandığı bu taş fırınlar günümüzde güncelliğini kaybetmiş ve yıkılmaya yüz tutmuştur.
Ahşap konutların revaçta olduğu birkaç yıl öncesine kadar evlerde, evin içini aydınlatmak için çatının her iki yanında bacalar bulunurdu. Akşam ezanı okunmadan önce bu bacalardan mutlaka kapatılması sabah tan yeri ağarmadan da mutlaka açılması gerektiğine inanılırdı. Akşam kapatılmasının gerekçesi, lanet yağacağı şeklindeydi.
Sabah açılmasının gerekçesi ise bacadan rızık yağacağı şeklinde yorumlanıyordu. Bu inanç bizlere hem, "güneş doğmadan yeryüzüne dağılırı,rızık arayın"şeklinde hadisle açıklanan İslami bir inanışı çağrıltırdığı gibi,islam öncesi Türklerin yaşam tarzını da hatırlatmaktadır. Zira Türk Hakanı ve maiyetti olan çadır ahalisi, çadırlarının giriş kapısını güneşin doğduğu yöne doğru çevirmeyi ilke edinirlerdi. Böylece gün ışırken kalkarlar ve rızık peşinde koşmaya başlarlardı. Şalpazarına ait eski tip ev planı (odaların alt kısmı büyükbaş (sığır) hayvan barınağı (ahır)dır.
|
|


|
|
Şalpazarında Mimari yapılar / ÇESMELER KÖPRÜLER
|
|
 |